Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı’nın TBMM’de verilen bir soru önergesine ilişkin yaptığı değerlendirmeler üzerinden, Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) ve Son Tüketim Tarihi (STT) sistemleri hakkında çeşitli tartışmalar gündeme gelmiştir.
Öncelikle, burada tartışılan konunun “Son Tüketim Tarihi (STT) geçmiş ürünlerin tüketimi” olmadığını açık bir şekilde ifade etmek gerekir. Bakanlığın yaklaşımı, ulusal ve uluslararası gıda mevzuatıyla uyumlu şekilde, “Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT)” uygulamasının doğru anlaşılması, tüketici ile paylaşılması ve gıda israfının azaltılması hedefi çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Güvenilir Gıda Platformu’nda da açık şekilde belirtildiği üzere; Son Tüketim Tarihi, özellikle mikrobiyolojik açıdan hızlı bozulabilen ve insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek ürünlerde kullanılan bir güvenlik kriteridir. Başta soğuk zincirde muhafaza edilenler olmak üzere süt ve süt ürünleri, et ürünleri ve soğuk zincir gerektiren diğer hassas gıdalar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu ürünlerin belirtilen tarihten sonra tüketilmesi sağlık açısından risk oluşturabileceğinden, piyasada bulundurulmaları ve tüketilmeleri uygun değildir.
Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) ise farklı bir uygulamadır. Bu tarihlendirme sistemi, ürünün güvenliğinden çok kalite özellikleriyle ilişkilidir. Uygun koşullarda muhafaza edilen, ambalaj bütünlüğü bozulmamış ve herhangi bir bozulma belirtisi göstermeyen bazı dayanıklı paketli gıdalar, belirtilen TETT tarihinden sonra da belirli bir süre kalite özelliklerinin önemli kısmını koruyabilmektedir. Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülkede gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalarda bu ayrım temel yaklaşım olarak kabul edilmektedir.
Ancak burada kritik nokta şudur, TETT bulunan ürünlerde dahi insan sağlığı ve gıda güvenliği her zaman birinci önceliktir. Ürünün uygun sıcaklıkta saklanması, ambalajının hasar görmemesi ve ürünün görünüm, tat, koku veya yapı açısından herhangi bir bozulma belirtisi taşımaması büyük önem taşımaktadır. Sayın Bakanımızın kamuoyunda tartışılan “tat, koku ve görünüm” değerlendirmesi de bu çerçevede ele alınmalıdır. Buradaki yaklaşım; uygun koşullarda muhafaza edilmiş, kalite odaklı tarihlendirmeye sahip ürünlerin gereksiz şekilde israfa dönüşmesini önlemeye yöneliktir. Bu ifade, hiçbir şekilde bozulmuş, risk taşıyan veya Son Tüketim Tarihi geçmiş ürünlerin tüketilmesi anlamına gelmemektedir.
Nitekim dünya genelinde her yıl milyonlarca ton gıda tüketilemeden israf olmakta; buna bağlı olarak su, enerji, iş gücü ve doğal kaynaklar da kaybedilmektedir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Avrupa Birliği kurumları da gıda kayıpları ve israfının azaltılmasını sürdürülebilirlik politikalarının temel başlıklarından biri olarak değerlendirmektedir. Uygun şekilde işlenmiş ve muhafaza edilmiş bazı dayanıklı gıda ürünlerinde kalite odaklı tarihlendirme sistemlerinin doğru anlaşılması, hem tüketici bilincinin gelişmesine hem de gereksiz gıda kayıplarının azaltılmasına katkı sağlayacaktır.
Sonuç olarak; gıda tarihlendirme sistemlerine ilişkin değerlendirmelerin bilimsel veriler, uluslararası uygulamalar, tüketici güvenliği ve sürdürülebilirlik hedefleri birlikte, gıda israfı sorununu da dikkate alarak yapılması gerekmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu konuda yürüttüğü bilgilendirme çalışmalarını önemli buluyor; bu bağlamda kamuoyunun doğru ve bilimsel bilgiyle bilgilendirilmesini destekliyoruz.
(0)
![]()

















