Ulusal Süt Konseyi (USK) Araştırma ve Danışma Kurulu (ADK) Başkanı ve Ankara Üniversitesi Gıda Güvenliği Enstitüsü Kurucu Müdürü Prof. Dr. Nevzat Artık, özellikle peynir ürünlerinde yer alan katkı maddelerine ilişkin sosyal medya platformlarında yapılan birtakım paylaşımların tüketicileri yanlış yönlendirdiğini söyledi.
Prof. Dr. Nevzat Artık yaptığı yazılı açıklamada market raflarında yer alan peynir gibi ambalajlı gıda ürünlerinin etiketlerini odağına alan bazı sosyal medya fenomenlerinin paylaşımlarının kamuoyunda ciddi bir bilgi kirliliğine yol açtığını üzülerek gördüklerini, bu paylaşımların tüketicilerde gereksiz bir endişe uyandırdığını belirtti.
Mevzuata uygun şekilde kullanılan katkı maddelerinin “zararlı”, “sağlıksız” ya da “tüketilmemesi gereken”, “evime asla almam” gibi ithamlarla sunulmasının bilimsel gerçeklerle tamamen aykırı olduğunu aktaran Artık, “daha çok ‘like’ almak amaçlı” yaklaşımın gıda güvenliğinin yanlış bir zeminde tartışılmasına neden olduğunu, tüketicilerin yedikleri içtikleri ile sorunlu hale getirildiğini söyledi.
Artık, “Gıda güvenliği, bireysel yorumlarla, kanılarla değil; bilimsel veriler, risk analizleri ve mevzuat çerçevesinde ele alınması gereken bir konudur. Tüketicilerimiz emin olsunlar ki Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından gıda işletmeleri 7/24 denetlenmekte, uygunsuz ürünler kamuoyuna ifşa edilmektedir” dedi.
“Ambalajlı ürünler, en güvenilir ürünler arasındadır”
Artık ambalajlı ürünler ve gıda katkı maddeleri hakkında şunları aktardı:
“Ambalajlı süt ve süt ürünleri Türk Gıda Kodeksi kapsamında denetim ve kayıt altındadır. Bu ürünler, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından düzenli olarak denetlenmektedir. Fabrikalar, hammaddeden son ürüne oradan raflara kadar birçok aşamada izlenmekte numuneler alınıp analizler yapılmaktadır. Bu da olası bir risk durumunda hızlı ve etkin müdahaleyi mümkün kılmaktadır. Büyük çoğunluğu kurumsal yapıya sahip, teknik altyapısı güçlü ve sorumluluk bilinci yüksek firmalar tarafından üretilen ambalajlı ürünler, bu yönleriyle gıda güvenliği açısından en şeffaf ve en güvenilir ürün grupları arasında yer almaktadır.
Peynir, tereyağ ve diğer ambalajlı ürünlerde kullanılmasına izin verilen katkı maddeleri, rastgele seçilmez. Bu maddelerin kullanımı açık ve bağlayıcı kurallara tabidir. Türk Gıda Kodeksi, Avrupa Birliği mevzuatıyla uyumlu bir şekilde hazırlanmıştır. Hangi katkı maddesinin hangi üründe, hangi amaçla ve hangi miktarda kullanılabileceği net biçimde tanımlanmıştır. Bu sınırlar, üreticinin inisiyatifine bırakılmamıştır. Aksine, bilimsel araştırmalar ve kapsamlı değerlendirmeler temel alınarak belirlenmiştir. Ulusal düzeyde Tarım ve Orman Bakanlığı, uluslararası düzeyde ise FAO/WHO Ortak Gıda Katkıları Uzman Komitesi (JECFA), Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve Codex Alimentarius Komisyonu gibi uluslararası otoriteler, bu maddeleri yıllar süren toksikolojik ve epidemiyolojik çalışmalar ışığında değerlendirmekte ve kullanım sınırlarını belirlemektedir.
Bilimsel literatür bu konuda son derece nettir. Kodekste tanımlanan ve izin verilen sınırlar içinde kullanılan koruyucu, stabilizatör ve benzeri katkı maddeleri, tüketici sağlığı açısından risk oluşturmaz. Bu maddelerin güvenliği bir kez değil, periyodik olarak yeniden değerlendirilmektedir. Yeni bilimsel veriler ortaya çıktığında, mevzuat da buna göre güncellenmektedir.
Katkı maddeleri genel anlamda birçok farklı amaçla ürünlere eklenebilir. Koruyucu katkı maddeleri ise raf ömrünün uzamasına katkı sağlamak, soğuk zincirin kırılması gibi durumlarda riski azaltmak, gıda israfının önlenmesine yardımcı olmak amacıyla bazı ürünlerde kullanılabilir. Peynir gibi mikrobiyal gelişime açık ürünlerde, patojen mikroorganizmaların çoğalmasını kontrol altına almak amacıyla, yönetmelik sınırları içerisinde kullanılabilir.”
“Tüketicilerin bilinçli karar verme hakkı korunmalı”
Tüketicinin bilinçli tercih yapmasının son derece değerli olduğunu söyleyen Artık, “Bu yaklaşım desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Tüketim tercihleri kişisel tercih ve koşullar üzerinden de şekillenebilir, bu doğaldır. Ancak kişisel beğenilerin bilimsel gerçek gibi sunulması ve bazı paylaşımların reklam işbirlikleri veya etkileşim kaygılarıyla yapılması, tüketicinin sağlıklı karar verme imkanına zarar verebilir.
Tüketiciler karar verirken en doğru yol, etiket okuma alışkanlığı kazanmaktır. Ürün etiketleri, tüketiciye şeffaf bilgi sunmak için vardır. Aynı zamanda tüketiciyi korumayı amaçlar. İçindekiler listesi dikkatle incelenmelidir. Besin değerleri tablosu gözden geçirilmelidir. Üretici, işletme kayıt numarası ve menşe bilgileri kontrol edilmelidir. Bu bilgiler, tüketicinin kendi ihtiyaç ve beklentilerine uygun seçim yapmasını sağlar. Mutlaka etiket okuyun ve bilinçli tercihlerinizi kendiniz yapın” ifadelerini kullandı.
(5)














